SON DAKİKA

Doğanın gücünü, fotoğraflarına yansıtıyor

Dergi Haberleri

21’inci yüzyılın; büyük şehirlerde yaşayan bizleri içine çektiği gri alanların ve aceleci tavırların yaşam kalitemizi olduğu kadar, etrafımızla ve kendimizle kurduğumuz ilişkileri de beraberinde dönüştürdüğüne ve eğer bilincimizi başıboş bırakırsak kolaylıkla yozlaştırdığına inanıyorum. Bireysel mutluluk kaynakları olarak da adlandırabileceğimiz bu nefes alanları, hayata dair motivasyonumuzu biçimlendiriyor, bir şekilde içinden geçmekte güçlük duyduğumuz süreçleri hafifletiyor ve yaşamı güzelleştiriyor diyor Uludağ İçecek’in dördüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin.

EDEBİYAT, FOTOĞRAF VE YOGA

Kendi için yarattığı kaynakların en başında yazı yazmak geliyor. Zira edebiyatın, yaratıcılığı besleyen gücüne ve kişinin kendini hayatın dışına çekip, etrafı objektif olarak gözlemleyebilmesine olanak sağladığına inanıyor. Bir diğer nefes alanı ise fotoğraf olan Ceylin E. Aytekin, “Fotoğraf çekmek, insanın en basit anlara bile bakış perspektifini geliştiriyor ve gözlem gücünü içinde olduğu ana getirmesini sağlıyor” diyor. 15 yıldır yoga yaptığını da belirten Erbak, yogayı, hayatının pek çok alanında gerek felsefesinden gerekse kazandırdığı fiziksel faydalarından yararlandığı bir dönüşüm ve gelişim kaynağı olarak görüyor. 

Doğanın gücü ve yüceliğinden etkilenen Ceylin Erbak Aytekin, doğa fotoğrafları çekmekten çok keyif alıyor ve “Diğer yandan insanoğlunun doğa karşısında oldukça aciz olmasına ve dünya üzerinde sebep olduğu bunca zarara rağmen hâlâ doğa üzerinde hakimiyet kurmaya çalışması beni bazen dehşete düşürüyor. Bu konuya dikkat çekmek istememden dolayı  ilgim, yıllar içinde bu alana kaydı” diye anlatıyor. 15 yıl önce Olympus 10 Digital ile fotoğraf çekmeye başlayan Aytekin, “2004 yılında ilk defa Hindistan’a bu makineyle gitmiş ve döndüğümde hayran olduğum bu ülke için bir seyahat albümü hazırlamıştım; yaşım 15’ti. Üniversitenin ilk yıllarında büyük bir heyecanla ilk dijital fotoğraf makinem Sony Cyber-Shot DSC-T500’ü aldım. O makinemle ilk seyahatim de Güneydoğu Anadolu’ya oldu. Fotoğraf konusundaki ilgimin geçici bir heves olmadığını fark edince Nikon D90’a, 2012’de ise bugün hâlâ kullandığım Nikon D800’e geçtim. 28-300 mm ve 200-500 mm olmak üzere iki objektifim var. Doğa fotoğrafçılığıyla ilgilendiğim için su altı kamerası olarak da kullandığım suya ve darbeye dayanıklı bir de Leica X-U fotoğraf makinem var. Diğer yandan akıllı telefonlar hayatımızın bir parçası ve teknolojinin geldiği nokta yadsınamaz. Özellikle de fotoğraf makinesini yanımda taşıyamadığım ortamlarda” diyor.