SON DAKİKA

Kotil: Termoplastik uçaklar üretilecek

Dergi Haberleri

TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil havacılık sanayinin gelecekteki yerini ve uygulanacak teknolojileri Platin'e açıkladı

Havacılık sektöründe yaşanan büyük rekabet Wright Kardeşler’in ürettikleri iki pervaneli uçağın ardından başladı. Son yıllarda ise bu rekabet gelebileceği en üst noktaya taşınarak, ülkelerin hem ticari alanda hem de milli savunmalarında kendi bağımsızlıklarını gösterebilecekleri nitelikte bir önem kazandı. Tüm bunlar ise inovasyon terimini teknolojinin olmazsa olmazı haline getirdi.

Becerileri ve yöntemleri kapsayan bilimsel araştırmalar yaşadıkları devinimlerle teknolojiyi hayatımızın odak noktası haline getirirken, havacılık sektörü bu gelişmelerden fazlasıyla etkilendi. İlk uçak henüz yüzyıl önce yapılmış olmasına rağmen bugün havacılık sektöründe yer alan oyuncular ürettikleri teknolojilerle birlikte farklı isteklere anında yanıt verebilen, uzun saatler boyunca havada kalabilen, operasyonlar gerçekleştirebilen, insanlı ya da insansız, çift ya da tek motorlu, farklı irtifalara çıkabilen birçok hava aracıyla teknolojinin gücünü gözler önüne serdi.

TÜRKİYE’NİN İLK UÇAKLARI 

Uzun yıllar önce mühendis olmak ve bu sayede ülkemizin yerli ve milli uçaklarını üretebilmek gayesiyle başladığım bu meslekte, kendime belirlediğim vizyondan hiç ayrılmamam beni, aynı vizyona sahip olduğum TUSAŞ ailesiyle bir araya getirmiş, şu an bu büyük aile ile birlikte bir hayali gerçeğe dönüştürmüş olmanın gururunu yaşıyoruz. Havacılık sektöründen uzun yıllar boyunca uzak kalmış ülkemizde, bundan 45 yıl önce zorlu bir serüvene başlayan Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin, Lockheed Martin ile sürdürdüğü ortaklık boyunca milli bir uçak yapmak için gerçekleştirdiği çalışmalar, bu çalışmalar sonucu elde edilen bilgi birikimi, özveri ve disiplinle birleşerek bugünkü halini aldı. TUSAŞ’ın yüzde 100 milli bir sermayeye kavuşması ise Türkiye’nin ilk uçaklarının gökyüzüne taşınmasında büyük bir rol oynadı. 

Dünyamız artık farklı teknolojik yapılanmalar ile ilerleme kaydediyor. Şirketler yeni kurgular ve düzenler için ciddi çalışmalar yapıyor. Örneğin, 2018 verilerinde Çin, Ar-Ge faaliyetleri için ayırdığı bütçeyi yaklaşık yüzde 13 oranında artırdı. Bu alanda harcadığı miktar ise 254 milyar dolara ulaştı. Aynı yıl, ABD 516 milyar dolar, Japonya 129 milyar dolar ile Ar-Ge faaliyetlerine ve gelişmelerine yatırım yaptı. Tüm dünya üniversitelerin ve bu alanda yer alan toplulukların Ar-Ge faaliyetlerine ne kadar önem verdiğini anlamış durumda. 2017 yılında İsveç’in Ar-Ge için harcadığı oran yüzde 3,3, Almanya’nın ise yüzde 3,02 oldu. 2019 itibariyle bugün bu rakam, Kore’de yüzde 4 oranının üzerinde. Kalkınma modeli olarak kendilerine yeni yatırımlar yapan Asya ülkelerinde yer alan teknoloji firmalarının yalnızca Ar-Ge personeli sayısı 80 bin rakamına ulaştı. Türkiye de yatırım yapan bu ülkeler arasında yer alıyor. Son 15 yıla bakıldığında Türk savunma sanayisi önemli atılımlar gerçekleştirdi ve ekonomiye büyük katkılar sağladı.

10 YIL SONRA DİNLENECEĞİZ

Yerinde saymayı asla kabul etmeyen havacılık sektöründe her geçen gün ortaya konan teknolojiler ve ürünlere ülkemizin de anında yanıt verebilmesi, bir sonraki adımda da kendi

teknolojileri ile rakiplerinden sıyrılması için yaşanan tüm gelişmeleri, yetişmiş bir insan kaynağıyla takip etmek büyük önem arz ediyor. 
Havacılık sektöründe kompozit alanında termoset, termoplastik gibi yeni teknolojiler gelişiyor. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde termoplastik uçaklar üretilecek ve bu uçaklar çok daha az maliyetle hayata geçirilecek. Biz şu an yokuş çıkıyoruz. Yokuşun sonunda, yani10 yıl sonra dinleneceğiz.