SON DAKİKA

Veriler geleceğe depolanıyor

Dergi Haberleri

DNA’ya veri depolamak mı? Kulağa imkansız gibi gelse de günümüzde artık bunu tartışabileceğimiz teknolojik altyapıya sahibiz

Veri depolamasının geleceği, saç telinden 60 bin kat daha ince olan küçük molekül dizilerinde saklı olabilir. Fransız araştırmacı Jean-Francois Lutz, bu teknolojinin önümüzdeki yıllarda veri depolamanın geleceğini nanometrelere indirmeyi vaat ettiğini söylüyor. Şu anda bir zetabayt (1 milyar terabayt) depolamak, sabit sürücülerde kullanılan malzeme olarak yaklaşık bin kilo kobalt alaşımına denk geliyor. Lutz’in sentezlenen polimerinin bir zetabaytı ise yaklaşık 10 gram olacak… Yakın zamanda, ABD merkezli bir şirket olan Catalog, DNA’ya veri aktarımı yapmayı başardığını açıkladı. Teknolojik fırsatlar büyüdükçe verinin depolandığı alan giderek küçülecek gibi gözüküyor. Peki, şirketler veri depolama konusunda hangi adımları atmalı? Dünyanın en hızlı büyüyen teknoloji segmentlerinden biri olan veri depolamada, 2020 ve sonrasında ne gibi uygulamalar öne çıkıyor? 

PLATİN'İN AĞUSTOS SAYISINI ALMAK İÇİN TIKLAYIN 

80 MİLYARDAN FAZLA CİHAZ İNTERNETE BAĞLANACAK

Geçtiğimiz yıl, global seviyede veri üretimi en üst seviyeye çıktı. 2025 yılında; giyilebilir teknoloji ve akıllı telefondan, akıllı fabrika ve akıllı şehir sensörlerine kadar 80 milyardan fazla cihaz internete bağlanacak. Bu da tabii ki daha çok verinin depolanması gerekliliğini ortaya çıkaracak. 

Teknoloji firmalarının, geleceğin zorluklarına karşı fark yaratmak için 3 temel tasarım faktörünü göz önünde bulundurarak, bugünden geleceğe hazır platformlar oluşturmaları gerektiğini belirten HPE Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak, şu yorumda bulunuyor: “Yakın gelecekte; uç odaklı, buluta hazır, veri odaklı ve esnek kullanım tabanlı teknoloji finansman modelleriyle, kurumların operasyonel yüklerini rahatlatacak ve yeni gelir getirecek alanlara odaklanmaları sağlanacak.”

Verilerle dolu bir dünyada, kurumların da veriyi daha verimli kullanmayı öğrenmeleri gerekiyor. Teknoloji geliştikçe ve bağlı cihaz sayısı artıkça, veri depolamaya duyulan ihtiyaç da fazlalaşıyor. Şirketler öne çıkmak için yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalıyor. Şirketlerin 2020 sonrası veri stratejilerini şekillendirecek kritik unsurlardan en önemlilerinin yapay zeka ve onun alt kırılımı olan makine öğrenimi olacağına değinen Hitachi Vantara Türkiye Genel Müdürü Önder Sönmez, şöyle diyor: “Bu iki teknoloji, yapılandırılmamış durumdaki veriyi işleyerek anlamlı bilgiye dönüştürüyor. Ev içi uygulamalarda, otomobillerde, tesis otomasyonunda ve akıllı şehirlerde hızla yaygınlaşan yapay zeka; dağınık ve granüllü yapıdaki kurumsal veri üzerinde henüz tam olgunluğa erişmedi. Önümüzdeki yıllarda ise bu tablo değişecek.”

“SINIR BİLİŞİM,  BİR GEREKLİLİK OLACAK”

Öte yandan; esnek sistemler ve ‘edge computing’ terimi de veri depolamanın geleceğini belirleyecek faktörler arasında yer arasında yer alıyor. Veriden anlam çıkarmanın önemi günbegün artıyor. 

Peki, teknoloji dünyasında sık sık karşımıza çıkan ‘edge computing’ nedir? Verinin ve kullanıcının konumlandığı, farklı bulut kurulumlarının kesiştiği noktayı ‘edge computing’ yani ‘sınır bilişim’ olarak adlandırdığımızı söyleyen Önder Sönmez, şu yorumda bulunuyor: “IoT ürünleri, hizmet ve platformları bulut bilişim platformlarını desteklese de bir yandan veri hacmi artarken, diğer taraftan da gecikme sürelerinin kısalması gerekiyor. Bunları sağlamak ancak işin ‘computing’ yani bilgi işlem kısmını kullanıcıya en yakın ‘sınıra’ getirmekle mümkün oluyor. Bu nedenle çok bulutlu kurulumlara sahip şirketler başta olmak üzere, sınır bilişimin önümüzdeki yıllarda sadece bir trend değil, aynı zamanda bir gereklilik olacağına inanıyoruz.”

“KUVVETLİ VE BASİT  SİSTEMLERE İHTİYACIMIZ VAR”

Artık, çok büyük miktarda veriye çok daha yüksek hızlarda ulaşma ihtiyacı duyuyoruz. Büyük veri çağında, işletmelerin yalnızca ürettikleri veri miktarını değil, aynı zamanda bu yeni veri akışlarının hızını ve çeşitliliğini yönetmek için mücadele etmeleri gerekiyor.  Bu ihtiyacın, veri işleme yeteneğinin sunuculardan depolama sistemlerine doğru kaymasına sebep olduğunu vurgulayan Fujitsu Türkiye Satış Öncesi Destek ve Kanal Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emin Çalıklı, sözlerine şöyle devam ediyor: “İhtiyaca göre esneyebilen, entegrasyon yeteneği kuvvetli ve basit sistemlere ihtiyacımız var. İletişim ağını, işlemci gücünü ve depolama birimlerini ayrı birimler olarak görmek yerine, birbirine oldukça yakınlaştırmak zorundayız.” 

Veri depolama, tarihsel yolculuğuna devam ederken, bulut bilişiminin arkasından ne geleceği hâlâ merak konusu.  Teknoloji alanında yaşanan her gelişme, dönüşüme açık olan veri depolama alanını da etkileyecek. Bu yaşadığımız değişimi, 6-7 sene önce yaşadığımız flash veri depolama sistemleri dönüşümüne benzetebiliriz.  Yarının geleceği, data da gizli...