SON DAKİKA

Defne Ertan Tüysüzoğlu: Kendi başarı hikayeni yazacaksın

Kadın Haberleri

Mektubumun, eline güzel bir mart günü şöminenin çıtırtısında yorgunluğunu atarken ya da taze kahvenin kokusuyla güne merhaba demeye hazırlanırken ulaşmasını diliyorum. Bu mektup, senin hayat yolculuğuna biraz güç ve ilham verebilmek için düşünmemi, böylece kendiminkine de bakmamı sağladı. “Beni kimler ben yaptı?” sorusunu sordum kendime

Herkesin hayatındaki en büyük şekillendirmeyi önce ailesi yapıyor. Ben de meslek olarak büyükbabamın mesleğini seçtim. Karadeniz’in küçük bir köyünden, büyük bir vizyonla çıkıp Ankara’da Türk otelcilik tarihinin önemli otellerinden birini kuran güçlü bir büyükbaba hikayesi ile büyüdüm. Bu efsaneyi devam ettiren babamın iş disiplini ve titizliği iliklerime işlemiş olmalı. Peki ya ailenin kadınları? Sabah beşte hale gidip akşam geç saatlere kadar çalışan kocasının arkasında dağ gibi duran ’eski toprak’ babaannem; kocasını genç yaşta kaybedince üç kızını tek başına büyüten anneannem; tembelliğe ve cehalete tahammülü olmayan annem. Gençliğimde birçok konuda onlarla büyük fikir ayrılıklarında olsam da bugünkü ‘ben’in mimarları onlar değil mi?

ABD’ye okumaya gittiğimde aldığım ilk kitap Ayn Rand’ın ‘Atlas Shrugge’ (Atlas Silkindi) kitabıydı. Kitabın baş karakteri, Dagny Taggart; azmi, başarı odaklılığı ve inancıyla bana ilham veren, üzerinde bolca düşündüğüm başka bir karakterdi… Hayatımda hiçbir zaman kadın olduğum için bir şeyi başaramayacağımı düşünmedim. Sadece, çalışmaya başladıktan sonra kısa sürede, bir kadın olarak daha az hata hakkım olduğunu; daha fazla çalışmam gerektiğini anladım. Her zaman adil ve açık sözlü olmaya önem verdim. İnsanın başarılı olabilmesi için yaptığı işi sevmesi gerekiyor. Ben restorancılığı hep çok severek yaptım. Kimi zaman iyi para kazandım, kimi zaman çok zarar ettim ama misafirin mutlu olması bana büyük tatmin verdi. Geriye dönüp baktığımda niye bu mesleği seçtim diye pişman olduğum tek bir günüm yoktur.

İşte de, özel hayatta da başarılı olmak bence detaylara önem vermekten geçer. Zaman içinde şunu da öğrendim ki fırsatları görmek ve cesaret de iş hayatında çok önemli. Bu noktada eksikliklerim oldu. Bir zincir olarak kurduğumuz Kırkpınar Lokantaları’nı, genç bir anne olarak yurt dışına taşımaya cesaret edemedim. Bu karar iş kadını olarak kötü bir hareket olsa da belki bir anne olarak doğru bir hareket oldu. Hayatta birden fazla şapkamız var ve bazen bunlar içinde seçimler yapmamız gerekiyor. Seçimlerimizle barışık olmak ise huzurlu olmamızı sağlıyor. Ben seçimleri ile barışık bir insan oldum.

40 yaşıma geldiğimde, dünyanın en prestijli mutfak eğitim kurumlarından biri olan Le Cordon Bleu, Özyeğin Üniversitesi çatısı altında açılınca, tecrübelerimi gençlerle paylaşabileceğim bir fırsat doğdu. Yaşama anlam katmak, bir değer yaratmak ile oluyor. Ben, öğrencilerime kendi yollarındaki çakılları biraz olsun temizleyerek, onların önlerini açabilmeyi hedefliyorum. Türk gastronomisi, bu parlak gençler ve aldıkları çok yönlü eğitimle 10 yıl içinde çığır açacak. İspanya, Peru, Kore gibi ülkeler gastronomi ağırlıklı turizm politikaları ile ekonomik kalkınmada başarı modelleri yarattılar. Türkiye’de de gastronominin önemli bir ekonomik kaynak olduğu farkındalığı artıyor. Kamu, özel işletmeler, STK’ler ve eğitim kurumlarının bütünsel yaklaşımı ile Türkiye’nin de kendi başarı modelini yaratacağına inanıyorum. Bu sıçramada, yeni nesil eğitimli aşçılar önem kazanıyor. İnsanlar iyi bir şefin mutfağını tadabilmek için kilometreler gidiyor. Öğrencilerime bakarak o kilometrelerin kısa bir süre sonra Türkiye’ye doğru yapılacağına yürekten inanıyorum.

Sen de kendi başarı hikayeni yazacaksın, peşine düştüğün başarıyı tanımla yeter.

Sevgiyle,

Özyeğin Üniversitesi Le Cordon Bleu Türkiye Direktörü Defne Ertan Tüysüzoğlu