SON DAKİKA

Abdi İbrahim Otsuka damgalamaya karşı mücadele için yeni bir hareket başlattı: Öyle Söyleme

Şirketler Haberleri

Türk ilaç sektörünün 108 yıllık geçmişe sahip köklü firması Abdi İbrahim ile Japonya’nın önde gelen şirketlerinden Otsuka’nın uzun yıllara dayanan başarılı iş ortaklığının sonucu olarak 2012 yılında hayata geçen Abdi İbrahim Otsuka, sosyal sorumluluk projeleri ile dikkat çekiyor

İrem Sertbaş / irem.sertbas@platinonline.com

Abdi İbrahim Otsuka, kuruluşundan itibaren, bir yandan tedavi alanları üzerinde çalışırken bir yandan da toplumsal bir sorunu çalışma alanına dahil ederek, bu konuda çözüm arayan ve çözüm sunan bir marka olma sözü verdi. Toplumsal önyargılar, hatta çok yaygın olarak gördüğümüz toplumsal ‘damgalama’, özellikle ruhsal hastalıklarla mücadele eden insanlar için hastalıkların verdiği zararın bile önüne geçebiliyor. Bu nedenle şirket, ‘ toplumsal damgalama’ ile mücadele alanını sahiplendi.

“ŞİZOFRENİ HASTALARININ GÖRMEZDEN GELİNMESİNE DİKKAT ÇEKMEK İSTEDİK”

Şizofreni konusunda toplumun farkındalık ve bilgi düzeyini artıracak, bunun yanı sıra şizofreni hastalarına bakışı değiştirecek nitelikte, bugüne kadar hiç yapılmamış bir projeyi hayata geçirdiklerine değinen Abdi İbrahim Otsuka Şirket Yöneticisi Elif Elkin, sözlerine şöyle devam ediyor: “İlk olarak, 2014 yılında Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde şizofreni ile yaşam temasından hareketle hayata geçirilen ‘Görmezden Gelmeyelim’ projesi kapsamında camo (insan vücudunun boyanarak çevrenin bir parçası haline getirilme sanatı) sanatçısı Trina Merry’i Türkiye’de ağırladık. 2015 yılında ise hayata geçirdiğimiz ‘Görmezden Gelmeyelim-Tarih Öncesinden Günümüze Şizofreni Serüveni’ sergisiyle bir kez daha şizofreni hastalarının görmezden gelinmesine dikkat çekmek istedik.”

“4 YILDA 2 MİLYONDAN FAZLA İNSANA ULAŞMAYI BAŞARDIK”

İlk günden itibaren çok güzel geri dönüşler alınan sergiyi, İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’ye taşıdıklarını ve 4 yılda 2 milyondan fazla insana ulaşmayı başardıklarını vurgulayan Elkin, “Pandemi öncesinde, Denizbank Genel Müdürlük binası ve Sabiha Gökçen Havalimanı sergimize ev sahipliği yaptı. Salgın sürecini atlattıktan sonra sergimizle ilgili çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bununla birlikte otizmli çocukların topluma entegre olmasına katkı sağlamak amacıyla hasta ve hasta yakınlarına, internet ve sosyal medya üzerinden, konusunda yetkin pek çok uzman hekim ile hazırlanan, güncel, pratik ve doğru bilgiye ulaşım imkanı veren 'OtizmAilem' projesi de on binlerce kişiye ulaştı. Abdi İbrahim Otsuka olarak ‘İyileştirmeye Gönüllüyüz’ mottosuyla hayata geçirdiğimiz tüm gönüllülük ve sosyal sorumluluk projelerimizi ‘Adımız İyilik Olsun’ çatısı ile sürdürüyoruz.”

TOPLUMUN DÖRTTE BİRİ, ŞİZOFRENİ HASTALARININ HİÇBİR ZAMAN İYİLEŞMEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR

Abdi İbrahim Otsuka; insan sağlığını önceliklendiren bir şirket olarak, hastaların ihtiyaçlarını anlayıp, onların hayatlarını her anlamda iyileştirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda Şizofreni Dernekleri Federasyonu ile bir araya gelerek alanında Türkiye’de bir ilk olan 'Türkiye Şizofreni Algısı, Bilgi Düzeyi ve Şizofreniye Bağlı Damgalama ve Ayrımcılık' araştırmasını hazırlayan şirket; araştırmada oldukça dikkat çeken sonuçlar elde etti. Doç. Dr. Haldun Soygür, Prof. Dr. Köksal Alptekin, Prof. Dr. Alp Üçok ve Prof. Dr. Mustafa Yıldız’ın destek verdiği, XSight araştırma şirketi tarafından hazırlanan araştırmada, şizofreninin toplumumuzda nasıl algılandığı, şizofreni hakkında ne düzeyde bilgi sahibi olunduğu ile şizofreniye bağlı damgalama ve ayrımcılık düzeyi ve ilişkili etkenler araştırıldı. Şizofreninin toplumda yüksek oranda bilinmesine rağmen halk arasında negatif bir algıya sahip... İlk akla gelen ruhsal hastalıklar arasında depresyon ilk sırada geliyor. Toplumun şizofreniyi öğrendiği kaynaklar arasında, hekimlerin ve sağlık görevlilerinin oranı sadece yüzde 12 ile sınırlı. Toplumun dörtte biri şizofreni hastalarının hiçbir zaman iyileşmeyeceğini ve çalışamayacağını, beşte biri ise hastane dışı ortamda yaşayamayacaklarını düşünüyor. Diğer bir çarpıcı sonuç ise toplumun beşte birinin şizofreni hastalığına cinler veya büyünün neden olduğunu düşünmesi. Toplumun sadece üçte biri şizofreniye cinler veya büyünün neden olmadığını net olarak söyleyebiliyor. Bu sonuç çağdaş tıp ve bilimsel anlayış ile toplumu oluşturan bireyler arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor. Elkin, konuyla ilgili şu yorumda bulunuyor: “Bu araştırmamız, dünya genelinde toplumun iyiliği için yapılan araştırmaları en verimli şekilde kullanan kurumlara verilmek üzere düzenlenen ESOMAR Vakfı Ödülleri (ESOMAR Foundation Awards) kapsamında ‘Fark Yaratma’ (Making-a-Difference -Good Health and Well-being) kategorisinde birincilik ödülünü aldı. Değerlendirme yapılırken projenin, toplumsal ve küresel anlamda yarattığı sonuca ve bunun için yapılabilecekler konusunda oynadığı role bakılıyor.” 

“KENDİ DÜŞÜNCE VE SÖZLERİMİZDE BAŞLAYACAK BİR DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİNE ÇAĞRI YAPIYORUZ”

Son olarak, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde ‘ÖYLE SÖYLEME!’ diyen Abdi İbrahim Otsuka,  toplumun tüm kesimlerini, günlük dilde kullanılan ve damgalama içeren hatalı söylemler konusunda farkındalığa davet eden bir hareket başlattı. Böylece; ‘Görmezden Gelmeyelim’ projesi de 'ÖYLE SÖYLEME!' hareketiyle bir platforma dönüşmüş oldu. Ruhsal hastalıklar yaşayan bireyler ve yakınlarının yaşadığı en büyük sorunlardan biri olan damgalamaya (stigma) karşı dilde değişim çağrısı yapılan ‘ÖYLE SÖYLEME!’ hareketine, Şizofreni Dernekleri Federasyonu, Bipolar Yaşam Derneği, Türk Nöropsikiyatri Derneği ile Türkiye Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Derneği de destek veriyor. Abdi İbrahim Otsuka Şirket Yöneticisi Elif Elkin, son olarak şöyle diyor: “ÖYLE SÖYLEME!” hareketimizle öncelikle kendi düşünce ve sözlerimizde başlayacak bir davranış değişikliğine çağrı yapıyoruz. Arkadaşlarımızı, ailelerimizi ve iş çevremizdeki herkesi, günlük dilde ruhsal hastalıklara atıfta bulunan damgalayıcı söylemlerden uzak durmaya, bu tip söylemlerin farkında olmaya davet ediyoruz. Bunun için kamudan, basına, futbol kulüplerinden, iş dünyası derneklerine, hastanelere, tedarikçilerimize, sağlık örgütlerine kadar çok geniş bir kesime mektuplar göndererek onları farkındalığa ve bu harekete destek olmaya çağırdık. Gençlerle ve üniversitelerle de önümüzdeki dönemde önemli çalışmalar gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu hareketi toplumun tüm kesimlerine yaymak ve hatta küresel bir harekete dönüştürmek üzere önümüzdeki bir yıl içinde çok aktif olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz.”