SON DAKİKA

"Veriye erişen teknolojiler alanını kritik olarak görmemiz lazım"

Teknoloji Haberleri

Pavotek Yönetim Kurulu Başkanı Alper Özbilen, özellikle veriye erişen teknolojiler alanını sadece ticari iştigal alanı olarak görmemek gerektiğini belirterek, "Bunu oldukça kritik bir alan olarak görüp, bu anlamda bakış açımızı ülke olarak da bu noktaya konumlandırmamız gerekiyor." dedi.

Özbilen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Pavotek'in kurulduğu 2003 yılından bu yana savunma sanayisinin önemli kuruluşlarına hizmet veren bir elektronik tasarım firması olduğunu söyledi.

Elektronik tasarım ve gömülü yazılım konularında Türkiye'de iddialı bir şirket olduklarını belirten Özbilen, çalışanlarının çoğunluğu elektronik ve bilgisayar mühendislerinden oluşan Pavotek'in, dışarıdan bir okul olarak görüldüğünü ifade etti.

Şirket olarak misyonlarının "Türkiye'deki yerelleşme kapsamında kendi bilgi birikimleri, entellektüel sermayeleri ve ürünleriyle sahada var olmak" olduğunu aktaran Özbilen, farklı alanlarda binlerce ürünlerinin sahada çalıştığını ve savunma alanının dışındaki sivil alanlarda da yetkinliklerini artırarak yurt dışına açılma hedeflerinin bulunduğunu kaydetti. 

Sektörde yerli ve milli ürünlerin kullanılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Özbilen, satın alınan yazılım ve donanımla birlikte aslında bir bağımlılığın da satın alındığına dikkati çekti.

Özbilen, "Aslında siz bir şey satın alırken, bir bağımlılıkla da alıyorsunuz. İlk gün verilerinizi depolama, saklama ve işlemeyle beraber gelişen alışkanlıklar ve metotlar, ondan sonraki süreçte devam etmek durumunda kalıyor. Dolayısıyla yerli ürün tercih edilmesinin birkaç açıdan önemi var. Bizim ülke olarak bağımsız olma ülkümüze uygun olan davranışın, yerli yazılım ile donanımın geliştirilmesi ve kullanılması olduğunu değerlendiriyorum. Aynı zamanda bu konuda Türkiye'deki birikimin de gelişmesine ihtiyaç var. Bizim insanımız gerçekten fırsat verildiği zaman, bu alanda, ürün geliştirme noktasında şu an lider sayılabilecek ülkelerin altında değil." şeklinde konuştu.

Türkiye'de insan potansiyelinin bu anlamda gerçekten güçlü olduğunu ifade eden Özbilen, fırsat verildiğinde yabancı birçok ürünün muadilinin, hatta daha nitelikli halinin Türkiye'de üretilebileceğini söyledi.

"Yerli ürünlere ve şebeke elemanlarına sahip olmak, zorunluluk haline gelecek"

Alper Özbilen, siber güvenliğin daha önce yazılım, donanım ve sistem zaafiyeti şeklinde algılandığını ancak günümüzde bu kavramın ticaret savaşı, dış politika ve ambargo gibi konularla birlikte ele alındığını belirtti.

Siber güvenliğin, teknik olmanın ötesinde uluslararası ilişkileri ve siyaseti şekillendiren bir konu haline geldiğine işaret eden Özbilen, "Bu tür konular aslında zaman zaman sebep olabildiği gibi mazeret de olabiliyor. Bir ülke, bu konuyu mazeret olarak da kullanabiliyor, bir sebep olarak da kullanılabilir. Ama bizim buradan anlamamız gereken şu; bu konuda birinci ligde olduğunu iddia eden ülkelerin, aslında veri güvenliğinde ne kadar hassas davrandığını, kendi bilgisine, kendi verisine sahip çıkma meselesini nerelere taşıyabildiğine ilişkin önemli bir gösterge olarak bunu görüyoruz. Bizim de böyle okumamız gerektiğini düşünüyoruz. Dünyada genel anlamda siber güvenlik konusunda bir yerlileşme eğilimi var. Biz ülke olarak son yıllarda bu anlamda oldukça mesafe katettik. Ama katetmemiz gereken bir hayli mesafemiz daha var." ifadelerini kullandı.

Özbilen, ABD ile Çin arasında Huawei üzerinden süren mücadeleye dikkati çekerek, yerli ürünlere ve yerli şebeke elemanlarına sahip olmanın bir tercihten çok bir zorunluluk haline geleceği öngörüsünde bulundu. 

"(5G) İnterneti insanlardan daha çok makineler kullanacak"

Pavotek Yönetim Kurulu Başkanı Özbilen, Pavotek'in, 5G çalışmalarında da yer aldığını ve Türkiye'deki farklı firmalarla birlikte uyum içinde çalıştığını ifade ederek, 5G Çekirdek Şebeke ve diğer 5G şebeke elemanları üzerinden HD kalitesinde video transferi ve mevcut mobil operatörlere doğru ses araması çalışmalarının geçen günlerde canlı olarak yapıldığını anımsattı.

4G ve öncesinde daha çok insanların kendi aralarındaki iletişimden bahsedildiğini aktaran Özbilen, 2020 yılında dünya genelinde internete bağlı olacak 25 milyar makine ve sensör sayısıyla interneti insanlardan daha çok makinelerin kullanacağı bir döneme girildiğini söyledi. 

Özbilen, nesnelerin interneti, robotlar, akıllı şehirler ve otonom araçlardan kaynaklanan bant genişliği ve internet hızı ihtiyacının artacağını belirterek, "Bu kullanım trendine bakıldığı zaman, 5G'ye geçme mecburiyetinin ortaya çıktığını görüyoruz. Biz bunun ülkemiz adına kaçırılan fırsatın yakalanmasıyla ilgili yeni ve çok önemli bir fırsat olduğunu görüyoruz. Kendimize bu noktada pay çıkardık. Birçok arkadaşımız bu alanda çeşitli çalışmalar yapıyor. (5G) Şebekedeki verinin yönlendirildiği 'milli yönlendirici' kısmıyla ilgili ciddi çalışmalarımız var. Bu anlamda kendi ülkemizde, kendi şebekemizde kullanılacak oldukça kaliteli ürünler üretebileceğimize inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

"Bu alanı, ithalatı ikame edecek ürünlerin üretilmesi olarak görmüyoruz"

Alper Özbilen, Türkiye'nin sektördeki 2023 hedeflerine de değinerek, devletin yerlileşme noktasında düzenleyici kurumlar aracılığıyla çok ciddi düzenleme ve şartlar sunduğunu söyledi.

Sunulan şartların, Türkiye'de üretim yapan firmalar için bir fırsat olduğunu vurgulayan Özbilen, mütevazı kadroları ve devletin sağladığı yerliliği öne çıkaran imkanlarla gerekli şartları yerine getirebilecek güçte olduklarını ve 5G şebekesinde çalışan Türk mühendislerin ürettiği ürünlerle iftihar etmek istediklerini ifade etti.

Özbilen, şunları kaydetti:

"Özellikle veriye erişen teknolojiler alanını, sadece ticari bir iştigal alanı olarak görmemek lazım. Bunu oldukça kritik bir alan olarak görüp, bu anlamda bakış açımızı ülke olarak da bu noktaya konumlandırmamız gerektiğini düşünüyoruz. Bu alanı, sadece ithalatı ikame edecek ürünlerin üretilmesi olarak görmüyoruz, görmememiz gerektiğini düşünüyoruz. Kendi imkanlarımızla ürettiğimiz bu ürünlerle kendi verimizi, ülkemize ait veriyi, vatandaşlarımıza ait veriyi koruma noktasında bir teşebbüs ve çaba olarak görüyoruz. Bu çabanın da son derece değerli olduğunu bütün takım arkadaşlarımızla beraber değerlendiriyoruz."