SON DAKİKA

Arda Ermut

Arda Ermut

Türkiye’nin yatırım ortamı ihracata katkıda bulunuyor

Yatırım ortamını iyileştirmek için hayata geçirilen reformlar neticesinde Türkiye, son 17 yılda 210 milyar dolar uluslararası doğrudan yatırım (UDY) çekmiş ve sergilenen bu güçlü performans, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine olan güveninin güçlü bir işareti olmuştur. 2018 yılında dünya genelinde UDY yüzde 19’luk düşüş kaydederken, Türkiye yüzde 13’lük büyüme ile 13 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım çekti ve negatif küresel gidişattan pozitif ayrıştı. Gelişmekte olan ülkelerin doğrudan yatırım anlamında eksi rakamlar gördüğü bu ortamda, Türkiye’nin bu başarısı yatırımcılar için çok olumlu bir sinyal oldu. Buna rağmen, yıllık 13-14 milyar dolar civarındaki uluslararası doğrudan yatırım rakamlarını Türkiye için yeterli görmüyoruz. Küresel doğrudan yatırım pastasından aldığımız yüzde 1’lik payı kısa vadede yüzde 1,5; uzun vadede ise yüzde 2 seviyelerine çıkarmayı hedefliyoruz. 

STRATEJİK SEKTÖRLERE YÖNELİK TANITIM STRATEJİLERİ GELİŞTİRİLİYOR

Bu doğrultuda, Türkiye’nin yatırım alanındaki ihtiyaçlarını belirleyerek, önemli sektörlerde tanıtım stratejileri geliştiriyoruz. Bu ihtiyaçlar belirlenirken özellikle cari açık, işsizlik ve yüksek teknoloji ürünlerinde ithal bağımlılığı gibi Türkiye’nin mesafe alması gereken alanlara odaklanıyoruz. Ülkemizin yüksek teknoloji, ihracat ve Ar-Ge merkezi konumuna gelmesini ve bölgesinde ticaret ve finans merkezi olmasını sağlamak için; madencilik, enerji, yenilenebilir enerji, havacılık, savunma, sağlık, otomotiv, makine, kimya ve bilgi ve iletişim teknolojileri gibi sektörlere öncelik veriyoruz. Bu sektörlerde küresel ölçekte öne çıkan ülkeleri tespit edip ülkemize yatırım çekebilmek amacıyla faaliyetler yürütüyoruz. Bunu yaparken, uluslararası doğrudan yatırımların sürdürülebilir kalkınmanın temel dinamiklerinden biri olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Uluslararası yatırımlar olmadan ülkelerin belirli bir ihracat kapasitesi oluşturması, teknoloji transfer etmesi veya küresel değer zincirlerinde üst noktalara çıkması mümkün değil. Bu bilinçle, son 17 yıldır Türkiye’yi küresel değer zincirinde daha üst sıralara taşımak için ülke olarak gayret gösteriyoruz.

TÜRKİYE GLOBAL YATIRIMCILAR İÇİN CAZİP FIRSATLAR SUNUYOR

Türkiye 2002 yılından bu yana, farklı sektörleri kapsayacak bir çeşitlilikle yakaladığı ekonomik büyüme performansıyla uluslararası yatırımcılara hem iç pazara hem de Türkiye’nin komşu olduğu pazarlara yönelik yatırım yapma noktasında çeşitli avantajlar sunuyor. Ülkemiz, hayata geçirdiği stratejik önemi haiz reformlar ve uyguladığı makro ihtiyati politikalar sayesinde, 2003-2018 yılları arasında yıllık ortalama yüzde 5.6’lık bir büyüme elde etti. Bu performansı ile Türkiye sadece Avrupa ülkeleri arasında değil; tüm dünya genelinde en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yer aldı ve 2018 yılı itibariyle satın alma gücü paritesine göre dünyanın 13. büyük ekonomisi konumuna ulaştı.

AVRUPA’DAKİ EN GENÇ ÜLKE

Bu performans, aynı zamanda, Türkiye’de satın alma gücü sürekli artan bir orta sınıfın oluşmasını sağladı. Ülke genelinde nüfusu bir milyondan fazla olan şehir sayısının 23’e ulaşması ve hızla artan şehirleşme, iç pazarın güçlenmesine katkıda bulundu. Ek olarak Türkiye, yaş ortalaması 32 olan 82 milyonluk nüfusu ile Avrupa’daki en genç ülke olma özelliğine sahip. Ülkemiz, sanayi sektöründeki tecrübesi ve rekabetçi maliyetler sayesinde yatırımcıların aradığı kalifiye elemanları bulma noktasında zengin ve genç bir demografik yapıya sahip. Ayrıca, Türkiye kârlı ihracat fırsatları sunan coğrafi konumu ile birçok uluslararası ve küresel markanın yönetim, üretim ve Ar-Ge merkezi durumunda. 

ÖNEMLİ REFORMLARA İMZA ATILDI

Bütün bu avantajlarla birlikte Türkiye, 2003 yılından bu yana çok önemli reformlara imza attı. Türkiye’deki uluslararası sermayeli yatırımlar hem yerel hem de uluslararası hukuk tarafından güvence altına alındı. 2003 yılında yürürlüğe giren Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ile yabancı yatırımlar yerli yatırımlar ile aynı muameleye tabi olma hakkı kazanırken, 80 farklı ülke ile imzalanan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları sayesinde mükerrer vergi uygulamasının önüne geçilmiş ve yabancı yatırımcının olası dezavantajlı durumu ortadan kaldırılmıştır. 2018 yılının Mart ayında hayata geçirilen yeni reformlar ile şirket kurma süresi bir güne kadar indirilmiş, ayrıca 250 bin dolar tutarında mülk alımı karşılığında uluslararası yatırımcıya Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma hakkı tanınmıştır. Bu reform süreci ile birlikte Türkiye, Dünya Bankası’nın 2019 Yılı İş Yapma Raporu’nda en fazla gelişim kaydeden ilk 10 ülke arasına girmeyi başardı ve 17 basamak birden yükselerek 43. sıraya yerleşti.

YATIRIM ORTAMINI GÜÇLENDİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Birçok dünya markasının on yıllardır yatırımcı olarak yer aldığı Türkiye ekonomisine olan ilgi son dönemde de her geçen gün artarak devam ediyor. Yaklaşık 1.6 milyar nüfuslu dev bir pazara 4 saatlik uçuş mesafesindeki Türkiye, üretim, hizmet ve Ar-Ge alanlarında yatırım yapmak isteyen yatırımcıya bundan sonra da ev sahipliği yapmaya devam edecek. Türk Hava Yolları bugün 125 ülke, 313 şehir ve 316 havaalanına uçuyor ve dünyada en çok sayıda ülkeye ve dış hat noktasına uçan havayolu konumunda... Diğer taraftan, geçtiğimiz sene ilk etabı açılan İstanbul Havalimanı ve diğer mega projeler, Türkiye’yi çok daha stratejik bir konuma getirdi. Yatırım Ofisi olarak, bundan sonra da, yatırım ortamını güçlendirmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin daha fazla doğrudan yatırım çekmesi ve uluslararası yatırımcıların ülkemizde güvenle yatırım yapmaları için gerekli yasal düzenlemeleri yapmayı sürdüreceğiz.