SON DAKİKA

Murat Yeşildere

Murat Yeşildere

murat.yesildere@platinonline.com

Kız isteyen Abe!

 

Kurban Bayramı tatilini dünyanın bir ucunda, Japonya’da geçirdim. ABD ve Çin’in ardından dünyanın üçüncü en büyük ekonomisi olan Japonya’nın en büyük sorunu artmayan ve giderek yaşlanan 127 milyonluk nüfusu… Yapılan araştırmalar 2025 yılında her 5 Japon’dan birinin 75 yaşın üzerinde olacağını gösteriyor. Kuşkusuz bu ‘demografik” bombanın bir seferde şiddetle patlamasını kimse beklemiyor. Ancak yaşlanan nüfus ve yüksek hayat standartlarına ayak uydurmak için daha hızlı pedal çevirme zorunluluğu, beraberinde ekonomik sıkıntıları (sağlık ve yaşlı bakım hizmeti harcamaları), toplumsal sıkıntıları (intihar eğiliminin artması), mutsuzluğu ve umutsuzluğu getiriyor. Aslında konuya demografik durumun yarattığı mutsuzluk ve umutsuzluk diye basite indirgeyerek bakmak pek makul olmasa da, The Economist* Dergisi sebep-sonuç ilişkisini irdeleyerek, farklı bir boyut getirmiş: Evlilik müessesesi… Yapılan araştırmalara göre 1970’li yıllardan bu yana Japonların evlenme yaşı 30’a dayanmış (kadınlarda 29.4 ve erkeklerde 31.1); 50 yaşına kadar evlenmeyen Japonların oranı ise 1970 yılında yirmiye birden (yüzde 5), günümüzde altıda bire kadar ulaşmış (yüzde 16). Evlenme olgusunun demografiye etkisini küçümsememek gerek. Zira Japonya’da evlilik dışı çocukların oranı sadece yüzde 2 (Bu oran, ABD ve İngiltere’de yüzde 40’a kadar çıkabiliyor). Yani evlenmeyen Japonlar üremiyor, bebek de yapmıyor ve nüfus artışına ket vuruyor.

 

JAPONLAR NEDEN GİDEREK DAHA GEÇ EVLENİYOR?

 

Asıl büyük soru, Japonlar neden evlenmiyor ya da giderek daha geç evleniyor? Bu soruya kadın tarafından cevap vermek gerekirse, kadının toplum ve iş hayatındaki değişen rolü, konumu ve beklentilerine bakmak gerekiyor. Daha iyi eğitim alan ve iş hayatında daha fazla yer almak isteyen Japon kadınları artık evliliği hayatta kalmanın tek yolu olarak görmedikleri gibi aksine kariyer gelişimlerine engel olarak da görüyorlar. Zira evlenen çiftlerin kısa zaman içinde bebek sahibi olmaları yönündeki toplum baskısı, geleneksel dokusu ağır basan Japon toplumunda, kadının kariyer gelişimine ara vererek, evde kalmasına sebep oluyor. Sonrasında da kadının iş hayatına geri dönmesi maalesef, dünyanın her yerinde olduğu gibi Japonya’da da çok büyük çaba gerektiriyor. (Yeniden işbaşı yapan kadınlar platformu www.yenidenbiz.com sitesine göz atıp, ‘ara verip geri gelen’ kadınların ilham verici hikayelerini okumanızı tavsiye ederim.) Erkeklerin geç evlenme motivasyonunda ise ekonomik kaygılar daha ağır basıyor. Eşine, ailesine refah ve daha iyi ekonomik koşullar sunmak isteyen erkekler, ekonomik güçlerini artıracaklarına inandıkları, kariyerlerinin daha ileri safhalarında evliliği gündemlerine alıyorlar. Artan evlilik yaşı, beraberinde fizyolojik değişimi de getiriyor. Yaşlanan kadınların doğurganlığı azalıyor.

 

EVLİLİĞE HÂLÂ SICAK BAKILIYOR

 

Yapılan anketler gösteriyor ki, her 10 Japon’dan dokuzu evliliğe, erken veya geç, hâlâ sıcak bakıyor. Bu sebeple de evlilik yaşı konusu, Shinzo Abe liderliğindeki Japon hükümetinin de gündemine girmiş. Ekonomik refahın ancak kadınların daha fazla ve daha etkin iş hayatında olması ile sağlanabileceğini her fırsatta dile getiren Abe, bu çabasının olumsuz demografik baskı yaratmasını önlemek için de çalışıyor. Bu bağlamda çalışan kadınlara destek olacak altyapı yatırımlarını (kreş, çocuk bakım ve sağlık üniteleri) hayata geçirmenin yanı sıra özellilkle küçük şehirlerde, kasabalarda eşleşme ve ‘çöpçatanlık’ amaçlı aktivitelere de finansal destek vermeye çalışıyor. Zira ‘omiai’ olarak tanımlanan görücü usülü ile evlenme alışkanlıkları Japonya’da giderek ortadan kalkıyor. Bir sonraki adım, herhalde Abe’nin ‘Allah’ın emri, peygamberin kavli’ ile kız isteme merasimlerine katılması olacak….

 

*The Economist; 3 Eylül 2016