SON DAKİKA

Murat Yeşildere

Murat Yeşildere

murat.yesildere@platinonline.com

Kuyruğu dik tutma zamanı!

 

Bu yılın ilk yazısında Financial Times gazetesinin 2016 için gündem öngörüleri kapsamında bir ufuk turu yapmıştık. Gazetenin hazırladığı listenin tepesinde mülteciler yer alıyordu. Aradan geçen üç aylık dönemde hem Avrupa hem de Türkiye gündemini mülteci konusu fazlasıyla işgal etti. Özellikle de geçen ay içinde Avrupa Birliği ile Türkiye arasında derinleşen 'pazarlıklar' konuyu çoğumuzun matematiğini anlamadığı bir denge noktasına oturttu.

 

KUŞ VE DOMUZ GRİBİYLE YARATILAN PANİK DALGASI TERÖR İLE ZİRVE YAPTI

 

Mülteci konusunun tetiklediği gündem maddelerinin bir diğeri ise, gene Financial Times gazetesinin de öngördüğü şekilde, artık küresel bir olgu haline gelen IŞİD ve yarattığı yıkıcı terör dalgası oldu. Mart ayı içinde önce İstanbul’u, sonrasında ise Brüksel’i vuran terör saldırıları artık hiçbir zaman, hiçbir coğrafyada 'dokunulmaz' olamayacağımızı bize kanıtladı. Daha da korkutucu olanı ise Ankara ve İstanbul’da yaşanan terör saldırılarının ardından hepimizin gündemini meşgul eden 'söylenti' dalgasının sadece gündemi değil, zihinlerimizi ve kalplerimizi de felç edecek yoğunluğa ulaşması idi. Bir dönem deprem, sonrasında kuş veya domuz gribi salgınlarının yarattığı kamuoyundaki panik dalgası, bu kez terör endişesi ile zirve yaptı.

 

KORKU DALGASI TURİZM SEKTÖRÜNÜ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ETKİLEYECEK

 

Rusya ile yaşadığımız uçak krizi ile tetiklenen, terör ve güvenlik endişesi ile iyice sarpa saran korku dalgasının turizm sektörüne getireceği yıllık yükün, sadece doğrudan gelir kaybı olarak on milyar doları aşacağı tahmin ediliyor. Konunun maddi boyutu dolaylı etkilerle daha da büyüyecek, ama beni korkutan kısa dönemde ekonomiye

yansıyacak olumsuz yük değil, ben oluşan ve giderek güçlenen algıdan daha çok endişe ediyorum. Brüksel’de yaşanan terör saldırılarının ardından kendi firmamda dahi yaşanan mesaj trafiğinde, Brüksel ile Paris, New York, Madrid veya Londra’da yaşanan saldırılar ilişkilendiriliyordu; maalesef, Brüksel’den sadece 4 gün önce büyük bir bombalı saldırıya kurban olan İstanbul’un adı listede yer almıyordu. Biraz düşündüm, acaba niye diye. Varabildiğim sonuç ise beni sadece daha çok korkutmadı, ziyadesi ile de üzdü. Zira artık dünya Türkiye’de, ya da İstanbul’da yaşanan şiddeti, terörü 'doğal' algılar hale geldi.

 

TÜRKİYE'DEKİ GÜVEN SORUNU ARTIK ADLİ VAKA OLARAK GÖRÜLMEYE BAŞLIYOR

 

Türkiye’deki güven ve terör sorunu, olağanüstü bir durum değil, adli vaka olarak görülmeye başlanıyor. Bunun sonucunda ise artık Türkiye ile terörün yan yana aynı cümlede yer alması 'haber' olmaktan çıkmaya başladı. İşin daha da korkutucu tarafı ise, ne kadar '#alismayacagiz' desek de, bizler de bu algının bir parçası olmaktan kendimizi kurtaramıyoruz.

 

POTANSİYEL YATIRIMCILAR TÜRKİYE'YE GELMEKTEN ÇEKİNİYOR

 

Yolların, alışveriş merkezlerinin, restoranların her geçen gün daha da boşalması aslında terörün artık kaçınılmaz hale gelen bir sonucu; ancak daha da endişe verici olanı iş hayatının giderek 'tenhalaşması'. Birçok potansiyel yatırımcı Türkiye’ye gelmekten çekiniyor; Türkiye’de faaliyeti olan birçok yabancı firma yöneticisi ise, genel merkezlerinden Ankara’nın doğusuna seyahat etmemeleri konusunda uyarılar almaya devam ediyor. Bu çevresel şartlar içinde ise 'iş yapmaya' ve bununla beraber 'dev bir ekonomiyi' döndürmeye çalışıyoruz. Bu şartlar altında dahi, hayatın devam ettiğini unutmadan yolumuza devam etme kararlılığını gösterebilmemiz gerekiyor.

 

AYDINLIK GÜNLER UZAK DEĞİL

 Duayen yazar Çetin Altan’ın önemle söylediği gibi: "Enseyi karartmayalım”... Ya da tecrübeli iş insanı İshak Alaton’un dile getirdiği gibi: "Kuyruğu dik tutalım”...