SON DAKİKA

Murat Yeşildere

Murat Yeşildere

murat.yesildere@platinonline.com

Saygı

 

UEFA 2008 yılında kapsamlı bir ‘respect’ (saygı) kampanyası başlatmıştı. Daha çok spordaki ‘ırkçılığı’ ortadan kaldırma etrafında algılansa da, UEFA’nın ‘saygı çabası’ rekabeti, sporun ve hatta toplumun dinamiklerini de içeriyordu. UEFA Avrupa Ligi’nin açılış maçında alınan 1-0’lık Feyenord mağlubiyeti sonrasında Manchester United Teknik Direktörü Jose Mourinho, oyuncuları için “yeterince hırslı değiller” demişti. İdeal 11’i dışında 8 değişiklikle maça çıkan ‘kurt’ hoca, sahadaki oyuncuları kazanmak için her şeyi vermedikleri için eleştirmişti. İşte bu Feyenord maçının üzerinden, fazla değil, yaklaşık bir ay geçtikten sonra bu kez Manchester United takımının mabedi Old Trafford Stadyumu’nda Fenerbahçe karşısında izlemek üzere yola döküldüm. Maçın teknik analizini yapmaya çalışmak ya da sonucunu yorumlamak haddim değil. Ancak “yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat” derler ya, ben de yediğimiz dört golü bir yana, kendime bırakayım, size gördüklerimi anlatayım.

 

UEFA DA SAYGININ ALTINI ÇİZİYOR

 

Bence maçın ve hatta gecenin olayı Manchester United taraftarının Old Trafford’a geri dönen efsane oyuncu Robin Var Persie’yi sevgi ile kucaklamasıydı. Van Persie, taşıdığı 20 numaralı Kırmızı Şeytanların formasıyla, 2012-2015 yılları arasında 105 maçta 58 gole imza atmıştı. Manchester United yönetimi ve taraftarları da tarihe atılmış bu önemli imzanın karşılığını Hollandalı golcüyü bağırlarına basarak verdiler. Sadece maç öncesi tezahüratlar değil, maç sırasında da RVP ayağına topu aldığında tribünlerden ‘seni seviyoruz’ şarkıları yükseldi. Maç programında da futbolcunun “Evimde büyük bir takıma ve büyük bir taraftar grubuna karşı oynayacağım” açıklamasına yer verilmişti. RVP de bu moral yüklemesi ile Fenerbahçe’nin onur sayısını yaptı, golünü attı. Birkaç hafta önce Kadıköy’de Dirk Kuyt gibi bir yıldızın maçın bazı anlarında tepki gördüğünü hatta ıslıklandığını hatırladım nedense… Aslında çok uzağa gitmeye gerek yoktu, zira RVP’nin rakip taraftardan alkış aldığı maçta Volkan Şen de kendi taraftarından ıslık ve küfürlü tezahüratla ‘oyununun ve emeğinin karşılığını’ aldı! Maç programında gözüme çarpan bir diğer detay ise Fenerbahçe’nin (Beşiktaş ile birlikte) Manchester United’ı Old Trafford’da yenen 11 Avrupa takımından birisi olduğunun altının kalın çizgilerle çizilmesiydi. Neredeyse 20 yıl önce Ekim 1996’da Elvir Boliç’in tarihe geçen golünü Manchester United unutmamıştı. Her iki örnek de aslında basit bir değeri gösteriyor; UEFA’nın da altını çizdiği, saygı...

 

SAYGI OLMAYINCA YAZILI OLMAYAN KURALLAR BOZULUYOR

 

Birkaç yıl önce değerli iş insanı Bülent Eczacıbaşı’dan duyduğum basit bir sürdürülebilir başarı formülünü anımsadım. İş hayatında çalışan bu formül, sporda da aynı netlikle çalışıyor. Eski ve yeni oyuncusuna ve rakibine saygı duyan Manchester United takımı ve taraftarı; takımını izlemek üzere tribüne gelen efsane teknik director Sör Alex Fergüson ve onun staddaki desteğiyle mevcut teknik direktöre, Jose Mourinho’ya gösterdiği saygı… Örnekleri artırmak mümkün ama ne Fenerbahçe ne de Manchester United gibi markalar, tarihi abideler, geceden sabaha oluşmuyor. Taraftarın takımına, oyunculara, teknik direktöre, rakip takıma ve rakip taraftara gösterdiği saygı ancak futbolcunun da formasına, rakibine, hocasına gösterdiği saygı ile eşleşebilir. Bu bağlamda da, yazının başlangıcında Mourinho’nun oyuncularına “yeterince hırslı değillerdi” diye getirdiği eleştiri, formalarına duymaları gereken saygı eksikliğinin bir göstergesi. Saygı olmayınca, ‘yazılı olmayan kurallar’ bozuluyor.  Sporda, toplumda ve ilişkilerde saygıdan bahsederken,  hiçbir yöneticinin ya da kulübün başkanının şartlar ve sonuçlar ne olursa olsun, küfürlerle istifaya davet edilmeyi hak etmediğinin altını çizelim. Benzer mantıkla da Seneca’nın sözünü hatırlatalım: “Lider itaat etmeyi bilendir.” Saygı!