SON DAKİKA

Murat Yeşildere

Murat Yeşildere

murat.yesildere@platinonline.com

Yeni yılın gündemini, eski yılın öncelikleri belirleyecek

Listenin başında, Avrupa’nın gündemine giren ‘mülteci krizi’ yer almış. Financial Times 2015 yılında Avrupa sınırlarına giren mülteci sayısının bir milyonu aştığından dem vuruyor. Gazete analizini o yönde derinleştirmemiş olsa da, Türkiye’de konuşlanmış mülteci sayısının 2 milyonu aştığı düşünüldüğünde, konunun bizim coğrafyamız için önemi daha da büyük. Son dönemde kapalı kapılar ardında ne anlaşmalar yapıldı bilemiyoruz ama dünya ortalamalarında ülkesini terkeden mültecilerin geri dönme süresinin 10 yılın altında olmadığını hatırlayarak geleceği planlamamız şart. Yani daha işin başındayız…

Financial Times’ın gündeme taşıdığı ikinci olay ise kimsenin beklemediği bir anda ve beklemediği bir yerde patlayan Volkswagen krizi olmuş. VW geçen yıl içinde 11 milyon aracı geri çağırsa da, dünyayı asıl sarsan ne geri çağrılan araçlar ne de 2016’da sadece bu iş için harcanacak milyarlarca Euro para… Bence dünyayı yerinden oynatan Alman teknolojisinin liderinin yarattığı güven bunalımı… Bir Alman otomotiv şirketine de güvenemeyeceksek, kime güveneceğiz artık? Değil mi?

Listede üçüncü sırada ise dünyanın hâlâ anlamakta güçlük çektiği, isim veremediği IŞİD var. Financial Times konuya daha ziyade ekonomik açıdan yaklaşmış; IŞİD’in günlük olarak üretimini kontrol ettiği petrolün 40 bin varile ulaştığının altı çizilirken, petrol üretiminin yanı sıra diğer kanun dışı aktiviteler de eklendiğinde günde 1.5 milyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe hükmeden bir organizasyon gündeme bir kez daha taşınıyor. Bu tartışmaya benim katkım da konunun kompleksitesini gözler önüne sermek açısından olsun; IŞİD’e karşı oluşan koalisyonun parçası olan ülke sayısı 60’ın üzerinde iken, IŞİD bünyesinde yer alanlar 90’ın üzerinde ülkeden geliyorlar. Yani konuyu sadece bölgesel bir problem olarak ele alıp çözmeye çalışmak ‘sanki' o kadar da kolay değil.

Financial Times listesinde yer alan bir başka olgu ise ne 2015’e, ne 2016’ya, ne de gelecek yıllara has… Konumuz Çin! Geçen sene 1990’dan bu yana en düşük büyüme oranı yüzde 7 ile dünyayı yavaşlattığı iddia edilen süper güç, Çin; satın alma gücüne göre yapılan hesaplamalarda ABD’nin yerine geçen, dünyanın en büyük ekonomisi olan Çin. Yavaşlamasına bakmayın, dünyadaki krizlerden, sıkıntıdan beslenen en önemli ekonomi de Çin… Afrika’nın kaynak sıkıntısına çare olan, Rusya’ya karşı ambargoyu delen, hatta son yıllarda Türkiye’ye de ‘çaktırmadan’ kaynak getiren Çin. Ne karşılığında mı? Ne olursa, toprak, şirket, imtiyaz hakları, adını siz koyun. Bu arada adını koyarken, ABD borçlanma kağıtlarının en büyük sahibi olarak, elektrik prizini de elinde tuttuğunu unutmayın!

Ha arttı, ha artacaktı derken, ABD’de FED faizleri de kendine yer bulmuş listede. Uzun zamandır beklenen faiz artışı, FED’in Aralık 2015 toplantısında gerçekleşse de, kimse tatmin olmadı; daha gelecek var başımıza yani… İşin daha korkutucu yanı ise birkaç ay önce Londra’da konuştuğum Türk bankacılar, “Türkiye için olacak en iyi şey, ABD’de FED faizlerinin artmamasıdır” diyerek, ekonomik geleceğimizde bizim kontrol alanımızın ne kadar daraldığını da gösteriyordu.

Böyle bir liste ‘enerjisiz ’olmazdı tabii. Ham petrol fiyatlarının varil başına 40 doların altına inmesi, bazı coğrafyalarda petrol çıkartmanın ekonomik mümkünlüğünü ortadan kaldırırken, bazı coğrafyalarda ise varil petrol fiyatı, su fiyatının da altında kalıyor. Ülke olarak kısa vadede enerji ithalatı yapan bir ülke olarak, bu durumdan menfaat elde etsek de, dünyadaki ekonomik gelişmenin etkilediği ya da etkilendiği petrol fiyatlarından bahsederken, Türkiye’nin ihracatına olumsuz etkilerini de öngörmemek mümkün değil. Listede birkaç başlık daha olsa da, yerimiz dar! Gelen yılın, giden yıldan daha iyi olmasını diliyorum. Bakalım ‘kahramanlarımızı’ ve bizi yeni yılda neler bekliyor? Yolumuz açık olsun!