SON DAKİKA

Ufuk Tarhan

Ufuk Tarhan

[email protected]

Teknolojik tekillik, kuantum ve kübit

"Teknolojik Tekillik (Technological singularity) ki çoğunlukla sadece “Tekillik – Singularity” olarak anılıyor. En kısa ifadesiyle “2050’ler civarında karşımıza çıkacak insan görünümünde bir varlığın, gerçekten insan mı yoksa bir insansı mı olduğunu anlayamayacağımız” dönemleri ifade ediyor.

Teknolojik gelişmelerin neden olacağı bilgi patlamasının ve zeka sıçramasının 40-50 yıl içinde yeni bir insan ırkının ortaya çıkmasına neden olacağı iddia ediliyor. 

Bu uzgörü ünlü fütürist ve Google’ın baş mühendisi Ray Kurzweil tarafından meşhur edilse ve onun adı ile anılsa da aslında İlk kez 1950’lerde 'deli ve dahi matematikçi' olarak bilinen, Macar asıllı Amerikalı John von Neumann tarafından ortaya atılmıştır. Neumann meşhur, bilgisayarların atası olarak kabul edilen ENIAC’ı Amerikalılara veren ve atom bombasının yapımında en önemli katkıları yapan, kuantum bilgisayarların yolunu açan çılgın  bir profil…

Bir anlamda, ondan bayrağı devralan dehalar arasında gördüğüm Kurzweil ki, kendisinin gelecekle ilgili yaklaşık otuz yıl içinde yaptığı tahminler yüzde 95’in üzerinde gerçekleşmiştir, Singularity Üniversitesi, 'Singularity is Near – Tekillik Yakın' kitabı, beyin inceleme çalışmaları, yapay zeka projeleri ve "Google Brain’i (Google Beyni’ni) yaratmak için Google’a geçtim” açıklamaları ile konuya dikkat çekmeyi başarmıştır. Şu anda dünyada, fütürizme ilgi duyan hemen herkesin aklına derhal 'singularity’nin gelmesini sağlamıştır. 

İddianın temelinde teknolojik gelişme hızının üssel, katlamalı yükselişi ile oluşan ve sürekli gelişen bilgi patlamasına 'organik insan beyni mimarisinin ve kapasitesinin' yetişemeyeceği gerçeği yatıyor…

SINGULARITY UZAK DEĞİL

Kurzweil ve bu alanda kafa yoran bilim insanları, insan kabiliyetlerinin harici beyin kullanımı ile yükselmesi gerektiğini savunuyor ve bunun için çalışıyorlar. Bizler de  'inorganik beyin, yapay zeka ve insansı' gibi kavramların, varlıkların yaşamımıza dahil olmasına giderek alışıyor, hatta onlarsız iş yapamaz hale geliyoruz. Şunun şurasında sadece 5-10 yıl içinde cep telefonları olmadan yaşayamayacaklarını söyleyen gençleri kanıksadığımızı, 'nesnelerin interneti, bulut bilişim, giyilebilir teknolojiler' vb. alanlarda her gün satışa sunulan cihaz ve çözümleri gördükçe “Neden olmasın?” diyoruz, hiçbir şeye şaşırmaz hale geliyoruz. 

Ben de “Singularity uzak değil!” diyenlerdenim. “Olur, olmaz vb. tartışmalarına da kapalıyım… Böyle bir geleceği yaşayacağımızdan neredeyse eminim. Zamanını bilemeyiz, ancak ölmeden birkaç robot, yapay zekalı insansı ve büyük ihtimalle de organik insanlardan daha şefkatli, duyarlı, eğlenceli, zeki arkadaşlarım olacağına inanıyorum. Ve şaka yapmıyorum, deli de değilim.

Konuyu, tekilliğe giden yolu kısaltacak, hızlandıracak gelişmelerin 'kuantum' bilgisayarların daha doğrusu teknolojilerinin ve 'kübit'lerin açacağını ekleyerek toparlayalım.  
Tüm bunların olabilmesi için 'yenilenebilir enerji' ve 'uzay keşiflerinde keşfedilecek yeni enerji kaynaklarının, enerji çözümlerinin', 5G ile bir faz daha atlayacak internet veri işleme/saklama/transfer kapasite artışlarının yaygınlaşmasının gerektiğini de ekleyelim. 

2025’ten sonra doğacak insanlar, kuantum fiziği ilkeleri ile geliştirilen kuantum bilgisayarlarla büyüyecekler. Kuantum bilgisayarları, bizim bugün pek beğendiğimiz bilgisayarları, bizim şimdi 'Sinclair ve Commodore 64'ü hatırladığımız gibi hatırlayacaklar. Geleceğin gençleri, 'byte' değil 'kübit' ile kapasite konuşacaklar. Onlar, bugünün 0 ve 1’lerle çalışan bilgisayarlarından daha fazla ihtimal ve kombinasyonu işin içine alabilen süper kabiliyetli ve hızlı, ihtimalleri neredeyse sınırsızlaşmış ama ona rağmen kararlar verebilen kuantum bilgisayarlarla çalışacaklar. Tabii ki 'insansı' arkadaşlarıyla… Ve belki de evde onları 'robot eşleri, çocukları' bekliyor olacak… 

Tüm bunları yazdıktan sonra Stephen Hawking ve Elon Musk’ın endişelerini yersiz bulmadığımı ama 'her ne olacaksa, olmasının önüne geçemeyeceğimizi' de ekleyerek “Gelecek Güzel Gelecek” diyerek noktalayayım…